(*) Akut lenfoblastik lösemiler (ALL) kemoterapi ile tedavi edilir. %
10’una kemik iliği transplantasyonu (KİT) uygulanır.
(**) Akut myeloblastik lösemilerin % 50’si kemoterapi ile tedavi olur,
diğer % 50’de kemoterapiye ilave olarak kemik iliği transplantasyonu
(KİT) uygulanır.
NEDENLERİ VE KORUNMA
Erişkin kanserlerinde olduğu gibi çocukluk kanserlerinde de
yapısal ve çevresel nedenlerin rol oynadığı bilinmektedir. Ailevi
yatkınlık, doğumsal hastalıklar, doğumsal anomaliler, gen bozuklukları,
bağışıklık sistemi bozuklukları başlıca yapısal nedenlerdir. Çevresel
nedenler arasında ise; fizik (radyasyon), kimya (ilaç, endüstri tarım
ürünleri), virüsler ve beslenme gibi faktörler yer almaktadır.
Akraba evlilikleri çocukluk çağı kanserlerinde
önemli bir faktör olduğundan, korunmanın başlıca yollarından biri akraba
evliliklerinin önlenmesidir.
Kanser ve yanı sıra pek çok hastalık açısından,
doğum anından itibaren çocuğun güçlü bir bağışıklık sistemine sahip
olması için gereken tedbirlerin ihmal edilmemesi gerekir. Bunların
başlıcaları doğru beslenme, temizlik ve çocukluk aşılarıdır.
ERKEN TEŞHİS
Erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da erken tanı çok önemlidir.
Çocukta beze, kansızlık, karın şişliği, herhangi bir dokuda anormal bir
büyüme fark edildiğinde derhal hekime başvurmalı ve nedeni
araştırılmalıdır.
Hastada solukluk, deride nokta kanamalar veya
morluklar, halsizlik, yorgunluk, kemik ağrısı gibi belirtiler varsa;
dalağı ve karaciğeri, bezeleri büyümüşse akla öncelikle lösemi
gelmelidir. Bu durumda hemen bir kan tetkiki ve kesin tanı için
gerekiyorsa kemik iliği tetkiki yapılır.
Lenf bezi büyümelerine ateş, gece terlemeleri,
halsizlik, kilo kaybı, kaşıntı gibi belirtiler eşlik ediyorsa, Hodgkin
hastalığı düşünülmelidir. Tanıya, lenf bezinden biyopsi yapılarak
gidilir.
Küçük çocuklarda ağrısız bir karın kitlesi,
deri altında küçük şişlikler (nodül), öksürük veya ateş, solukluk,
gözlerin tek veya çift taraflı öne fırlaması ve göz çevresinde morluk
gibi belirtiler, kemik ağrıları varsa nöroblastoma adı verilen
böbreküstü bezinden veya sempatik sinir sisteminden kaynaklanan bir
tümör akla gelir. Tanıya biyopsi veya kemik iliği tetkiki, idrarda vanil
mandelik asit testi (VMA testi) ile gidilir.
Ağrısız karın kitlesi veya nadiren karın ağrısı
ve karında şişlik, idrarda kan, gözün renkli tabakası irisin yokluğu
gibi belirtiler küçük bir çocukta böbrek tümörünü (Wilms tümörü)
düşündürmelidir. Tanı, görüntüleme yöntemleri (MR veya BT) ve biyopsi
ile konur.
Karaciğer bölgesinde şişlik, sarılık, bulantı,
kusma, kilo kaybı gibi belirtiler ise karaciğer tümörünü akla
getirmelidir. Bu durumda kanda alfa-fetoprotein (ALP) denen bir madde
yükselmiş olarak saptanacaktır. Tanı biyopsi ile konur.
TEDAVİ
Cerrahi:
Çocuk kanserlerinde cerrahi yöntemler genellikle tümör
kaynaklandığı organ içinde sınırlı ise tümörün çıkarılması şeklindedir.
Ancak tümör çıkarılamayacak büyüklükte ise veya başka dokulara yayılma
yapmış ise (metastaz) bu durumda tümörden biyopsi almakla yetinilir ve
öncelikle kemoterapi uygulanarak tümör ve/veya metastazları bu yol ile
yok edilmeye çalışılır. Tümör küçülüp, metastazlar kaybolduktan sonra
tümör kalıntısı cerrahi olarak çıkarılır.
Kemoterapi:
Kemoterapi belirli aralıklarla kemoterapi ilaçlarının ağız
veya damar yolu ile verilmesiyle yapılır. Bazen ilaçlar omurilik içine
ya da beyin-omurilik sıvısı içine de verilebilir; buna intratekal tedavi
denir.
Kemoterapi süreleri uygulanan tedavi şemalarına
göre farklılıklar gösterir. 2-3 günden 7-8 güne değişen sürelerde, blok
halinde ilaçların birlikte kullanımı söz konusudur. Kemoterapinin süresi
genellikle 6 ay ile 2 yıl arasında değişir.
Kemoterapide kullanılan ilaçların bazı yan
etkileri olmaktadır ancak bu etkiler geçicidir ve bir takım ilaçlarla
başarılı bir şekilde önlenebilmektedir. Kemoterapi döneminde çocuk
oldukça halsiz olur, ayrıca bulantı, kusma, kemik ağrıları görülebilir.
Kemoterapinin dıştan fark edilen en belirgin yan etkisi ise saçların
dökülmesidir. Çocuklara, tedavileri biter bitmez saçlarının hemen
çıkmaya başlayacağı bilgisi verilmelidir.
Kemoterapinin bir etkisi olarak enfeksiyon
riski arttığından bu dönemde hijyen çok önem kazanmaktadır. Genellikle
okul çağı çocukların bir süreliğine okuldan uzak kalmasında yarar
vardır. Ancak kemoterapi kürü hafif, çocuğu fazla sarsmayan bir tedavi
ise okula gitmesine sakınca yoktur.
Radyoterapi:
Radyoterapi, tümörün bulunduğu alana doğrudan ışın verilmesi
şeklinde uygulanan tedavi şeklidir. Radyoterapi çocuklarda mümkün olduğu
kadar az kullanılır, özellikle büyüyen vücutlarda gelişme bozukluklarına
yol açabileceğinden zorunlu durumlar dışında ilk tercih edilen tedavi
değildir.
Okul saatleri ile uyum sağlandığı takdirde,
radyoterapi döneminde sonra çocuğun okula gitmesinde bir sakınca yoktur.
TEDAVİ SONRASI TAKİP
Genellikle tümörlerin büyük çoğunluğunda tedavi kesiminden
sonraki 2-3 yıl nüks (tekrarlama) açısından riskli dönemdir. Bir nüksü
erken yakalamak tedavisinde başarı şansını artırabilir. Bu dönemde,
aylık veya 2-3 aylık aralar ile hekime görünmek, kan ve görüntüleme
tetkiklerini yenilemek gerekir.
Ayrıca nüks riski geçtikten sonra tiroid bezi
yetersizliği, boy kısalığı, adet düzensizlikleri, kalp kası, böbrekler,
işitme sorunları ya da psikolojik bozukluklar gibi tedaviye bağlı olarak
ortaya çıkabilen geç yan etkilerle savaşmak ve gerekirse bunları tedavi
etmek için de takip gerekebilir.
ÇEVRESEL FAKTÖRLER
Çevresel koşulların insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri
bilinen bir gerçektir. Çevresel faktörlerin iyileştirilmesi hem bugünün
çocuklarının hem de geleceğin yetişkinliklerinin daha sağlıklı bir yaşam
sürmeleri ile doğrudan ilgilidir. Çözümlerin başında bireylerin çevrenin
önemi hakkında bilinçlenmesi gelmektedir.
Türk Pediatri Kurumu’nun Çevre
ve Çocuk Sağlığı ilişkisi hakkındaki bilgilendirici yazısını
okuyabilirsiniz:

|